Çocuklarımızı Soru Sormaya Teşvik Etmek

 

Büyük bir bilim adamına, yetişmesindeki en büyük etkenlerin neler olduğunu sormuşlar. Bilim adamı, Annem,” demiş. “Annem, okuldan döndüğüm her gün, ‘Bugün güzel bir soru sordun mu?’ derdi. Beni bugünlere getiren belirleyici güç işte budur. ” Doğru sorular sormak zekanın göstergesidir.  Eğer soru sormayı durdurursanız, soru sormaya izin vermezseniz o ortamda zeka islerlik kazanamaz, kisilik gelişemez. Sorusu olmayan, hep yanıtı olan olan bir kültür geri kalmış kültürdür. Çocuklar 3-4 yasından başlayarak bıktırıncaya kadar soru sorarlar. Dünyayı keşfetmek, olan biteni anlamak canlı algılarının hedefidir. Algılarıyla zenginleşen dikkatleri belleklerini oluşturur, sonra da, “Neden öyle olmuş?”, “Bu niçin böyle?” diye muhakeme temelini ararlar. Onları yanıtlamazsanız, araştırmazsanız, susturursanız, durdurursanız bir süre sonra gerçekten susarlar, sustukları içinde gelişimlerini engellemiş olursunuz.(https://www.matematiksel.org/iyi-bir-sorunuz-var-mi/Erdal Atabek)

Çocukluğunuza dönün bakın,  ebeveynleriniz soru sorduğunuz zaman size nasıl tepki veriyorlardı? Sizin çocuklarınıza şimdiki yaklaşımınızla onların size yaklaşımında bir fark var mı ? Kendinizi ne kadar geliştirdiniz?

Soru sormak, matematiksel bir zekanın sonucudur. Soru soran bireyler, hayatlarında daha dirençli, kararlı ve cesur olurlar. Onlar için hayır, olmaz kelimeleri yoktur. Mutlaka her şeyin nedenini öğrenmek isterler. Sorunlarla karşı karşıya kaldıklarında tepkisel davranmak yerine  proaktif  davranış gösterirler.

Proaktif olmanın, proaktifliğin birçok anlamı olmasına rağmen en sık kullanılan anlamları; http://www.medikalnews.com/proaktif-olmak/-Gürkan Köroğlu

  • Olaylar ortaya çıkmadan önce gerekli planın yapılması, olası karşılaşılacak durumların tahmin edilmesi, gerekli tedbirlerin alınması şeklindeki davranış biçimi veya
  • Olaylardan etkilenen olmak yerine, olayları etkileyen yönünde adım atan, olaylardan şikayet etme yerine harekete geçip çözüm yaratmaya çalışan davranış biçimidir.

Bizim toplumumuzda en çok karşılaştığımız, yanıtlarının ise katma değer sağlamadığı soru biçimlerine  şöyle bir göz gezdirirsek; Nerelisin? Ne iş yapıyorsun? Baban ne iş yapıyor? Çocuk düşünüyor musunuz? Neden çocuk sahibi olmuyorsunuz? Evlenmeyi düşünmüyor musun? Hangi dizileri izliyorsun? Kaç para kazanıyorsun? Bu tarz sorular özel hayata nefes aldırmayan, dedikodu malzemesi olacak sorular grubuna girerler. Bunlar sadece bizi rahatsız eden soruların birkaç tanesi.

Toparlarsak, soru sormak, ilk öğretmenlerimiz olan anne ve babamızın bize yaklaşımları ile doğru orantılıdır. Burada doğal olarak aile atmosferindeki sevgi ön plana çıkıyor. Sevginin ise açamayacağı hiç bir kapı yoktur. Çocuklarınıza karşı daha sabırlı olmanın ve soru sormalarına izin vermenin sonucu  topluma sağlıklı bireyler yetiştirebilmek olacaktır.